19/11/2009 · Kategori: Kitapligim

Rahmet Peygamberinin Dilinden Dualar

 

Damla damla dökülen gözyaşları,

Adım adım huzura yöneliş,

Ve dalga dalga yükselen bir nida…

“Dua edin kabul edeyim.”



Sadık Yalsızuçanlar’ın yayına hazırladığı “Rahmet Peygamberinin Dilinden Dualar” adlı bu kitap, en güzel dua metinlerini ‘Allah’ ve ‘Resulü’nün dilinden bizlere aktarıyor. Âdem’den âleme bütün kâinatın dilinden dökülen ve yeniden hayat bulacağımız cümleler, Yaratıcı’yla olan bağımızı inşa edecek satırlar, Hz. Peygamber’in dua iklimine yapacağımız benzersiz bir yolculuk…

 

 

* Kitap Nisan 2008'de çıkmış ancak ben daha yeni alabildim :) Dua ederken lazım olur, tavsiye ederim.


 

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

17/11/2009 · Kategori: Kel_m ve Kalem

Biz Sizinle Ne kadar Güzeldik!



düşdökümü/on iki yılın

gerçek şu ki, kendimizi bir başkasının aynasında asla göremeden, yokluklarında varlıklarını özleyerek büyüttüğümüz insanların, varlıklarında yokluklarının daha yetinilir olduğunu fark ederek biteviye,

biteviye yokluklarında yücelterek bir şeyleri, biteviye yokluklarında koyarak gölgeyi perde üzerine, biriktirerek bir şeyleri gönül hanesinde, böyle, yoklukların yalancı düşler aynasında uydurma sevgilerle avunarak,

gerçekten sevmeyi, gerçekten sevilmeyi, gerçekten bölüşmeyi bir türlü öğrenemeyerek tükenip gideceğiz. bir ömrü beyhûde heba edeceğiz. söylenebilecek en güzel şeyleri, gerçekte var olana söyleme yeteneğine bir türlü erişemeden, sürekli yokluklarında ancak kıymet kazanan, ama yokluğuyla da yetinilemeyen birileri için biriktirip duracağız. lâkin sadece o kadar. hiçbir zaman bu yokluk doyumunu aşıp da gerçeğe ulaşamayacağız.

bazen, bazen karşımıza, işte bu, diyeceğimiz birileri çıksa da, bütün o defterlerde biriktirdiklerimiz defterlerde saklı kalacak.

yarı uykuyla uyanıklık arasında, kanadına takılarak yağmur bulutlarının, ancak yağmur bulutlarına kadar uzanarak, rehavetli bahçelerin ateş çiçeklerini arayacağız. elimizi uzattığımız zaman bütün dokunduğumuz, gelmiş geçmiş bütün imajlarıyla gerçeğin rengi olacak. defterler dolacak. defterler boşalacak. hiçbir zaman ama hiçbir zaman kendimizi bir başkasının aynasında göremeyeceğiz. bütün o acılarımızın, boşluklarımızın, beyhudeliklerimizin ve lâkin biteviyeliklerimizin nedenini, nasılını sorgulayamayacağız. buna gücümüz olmayacak. o kadar seçilmiş, o kadar muhtevalı olmamış olduğumuzu bile farketmeyeceğiz. böyle bir azabın başka mahkûmlarını merak etmekten ileri de geçemeyeceğiz. zamansızlıklardan hele, hiç yakınmayacağız.

bazen, bazen birileri, unutulmuş mısralarla başlayan bir şiir okuyarak, bizi o gömmek bile istemeden gömdüğümüz boşluğa çekecek. lâkin çok kısa sürecek. çok kısa sürecek.

hep yağmurlar yağacak, hep yağmurlar yağacak. bütün yapabildiğimizi yaparak sadece bütün yapabildiğimizle, yağmurda ıslanacağız. ama hiç yağmur olamayacağız. yağmur saçımızı, göğsümüzü, ağzımızı ıslatacak. doldurduğumuz defterleri kendisi için doldurduğumuz biri yanımıza gelince defterlerimizi bucak bucak saklayacağız. defterlerimiz okunmasın.

birileri, bazen birileri, hiç değişmemiş hep aynı kalmış, dahası hiç eksilmemiş hep artmış ama bunun kendisi de farkında değil birileri, hep yağmurlar yağarken, hep yağmurlar yağarken içimize, bize geçmişteki bizi fısıldayacak. geçmişteki onu görünce ilk kez, onca kez beraber olmuşluğumuza rağmen onu ilk kez görünce, kendimizi göreceğiz. kendimize acıyacağız.

kendimize ve onursuz, baş kaldırısız sindirilmişliğimize, onursuz tahammül etmişliğimize acıyacağız. ömrümüzü dolduran onca cicinin çirkinliğini ilk kez onun aydınlığında farkederek, adem’le havva’nın birbirlerinin çıplaklığını farkettikleri anda olabileceği kadar ancak utanç duyacağız.

lâkin yine de birileri, bize unutulmuş dizelerle başlayan unutulmuş bir şiir okuyunca gördüğümüz kendimizi unutmamız, çok çabuk unutmamız hiç zor olmayacak. bazen günlerce unutulmuş kimliğimizin ateşten bahçelerinde gözlerimiz kamaşarak gezinsek de, güzeliğimiz içimizde bozulmasın diye, güzelliğimizi arttıracak kimseler olmadığı için, güzelliğimizi bölüşerek çoğaltamayacağımızı artık öğrenmiş olduğumuz için unutuşun cici dünyası dört bir yanımızı hoyratça sararak bizi acısız ve dikensiz, umarsız ve fütursuz dünyasına çekip alacak. her zamanki gibi dar kapıyı arkamızda bırakacağız.


Nazan Bekiroğlu / Yayınlanmamış hikayeler

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

14/11/2009 · Kategori: Leyl

Çocuklarla İmtihan ve Evlilik


........................

..........

Bir âyet-i kerimede dünya malı da çocuklarla birlikte imtihan vesilesi olarak zikredilmiştir. 'Mallarınız ve çocuklarınız bir fitnedir (imtihan), Allah, onlarla sizi imtihan etmektedir. Allah ise, işte büyük ödül O'nun yanındadır (kim Allah sevgisini mal ve evlat sevgisinden üstün tutarsa o, Allah'ın yanındaki mükâfata erişir' (Teğabun, 64/15). Bu âyetin ifade ettiği hakikate göre her şeyde Allah'ın rızasını aramak ve O'na yönelmek; diğer şeyleri de tâlî olarak kabul etmek çok önemlidir. Zaten hayatını bu çizgide sürdürenler, imtihanı kazanırken diğerleri kaybetmektedirler. Yalnız bu, dünyayı ve evlat ü iyali tamamen terk etme demek değildir. Bilakis bütün bunların sahibi adına, onlara tam anlamıyla sahip çıkma demektir. Bu açıdan insan, kendisini bir emanetçi gibi görmelidir. Allah'ın kendisine emanet olarak verdiği diğer nimetlerle birlikte evlad ü iyale de sahip çıkmalı ve kendisine verilen bu emanete hıyanet etmemelidir.

İslâm dini, çocuklar hakkında anne-babaya güzel bir isim koyma, iyi bir eğitim verme ve vakti geldiğinde onu evlendirme gibi üç önemli vazife yükler. Bu vazifelerin çok iyi idrak edilmesi gerekir. Çünkü bu vazifeler, bütün bir hayatı kuşatır. Onun için hekimlerin beşikteki çocuğa gıda takvimi uyguladıkları gibi, ana-baba da çocuklarının yaş ve idrak seviyelerine göre hayat boyu eğitimlerine dikkat etmelidirler. Hele onu evlendirirken İnsanlığın İftihar Tablosu'nun (sav) beyanıyla servete, güzelliğe ve soya takılıp kalmamalı ve dinî hayatı, tercihte birinci unsur kabul etmelidirler.

Çocuğu terbiye mevzuunda da onunla aradaki mesafeyi koruma önemli esaslardan birisidir. Bir taraftan vakar ve ciddiyet muhafaza edilirken; diğer taraftan onun dertlerini ve sevincini paylaşma çok önemlidir. Ana-baba olarak vakar ve ciddiyet korunmadan, onunla sadece çocuksu şeyler paylaşılır, oyun oynanır, güreş tutulursa; mesafe korunamayacak ve sair hususlarda çocuğa müessir olunamayacaktır. Böyle bir atmosferde yetişen çocuk, şımarıp çeşitli davranış bozuklukları gösterebilir ve hatta küstahlaşabilir. Bu açıdan gerek kendi çocuklarımız olsun, gerekse terbiye edilmek üzere bize teslim edilmiş çocuklar olsun, onların sağlıklı bir terbiyeden geçmelerini istiyorsak; onlarla aramızdaki bu mesafe daima korunmalıdır.

............

Fethullah Gülen / Kürsü (2002)

Evlilik ile ilgili bazı hadisler:

"Ey gençler topluluğu! Gücü yeteniniz, evlensin. Çünkü bu, gözü haramdan daha iyi korur, edep yerini de.Gücü yetmeyen ise, oruç tutmalıdır. Çünkü orucun, şehveti kırma özelliği vardır."
Alkame radıyallahu anh. Buhârî.


"Evlenen, îmanın yarısını tamamlamış olur, kalan yarısı hakkında ise Allahtan korksun!"
Enes radıyallahu anh. Taberânî.


"Karısı olmayan adam yoksuldur, yoksul."
"Çok malı olsa da mı?"
"Çok malı olsa da."
"Kocası olmayan kadın yoksuldur, yoksul!"
"Çok malı olsa da mı?"
"Çok malı olsa da."

İbn Ebî Necih radıyallahu anh. Buhârî.



"Dininden ve ahlâkından hoşnut olduğunuz biri sizden kız istemeye gelirse, verin! Vermezseniz, yeryüzünde kargaşa ve büyük bozgunculuk olur."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

"Kadınlarınızın hayırlısı ile evlenmeye bakın. Denginiz olanlarla evlenin! Birbirlerine denk olanları evlendirin."
Aişe radıyallahu anha. İbn Mâce.


"En hayırlı kadın, kocası kendisine bakınca onun gönlüne huzur veren, emrettiği zaman itaat eden, nefsinde ve malında kocasının hoşlanmadığı bir şey yapmayan kadındır."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Nesêî.

"Allahın dişi kulları olan kadınlarınızı dövmeyin! Muhammed ailesine birçok kadınlar geliyor, kocalarının kendilerini dövmelerinden yakınıyorlar.
Onları dövenler en hayırlılarınız değildir!"

iyas radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

"Birbirini sevenler için nikâh kadar güzel bir şey görülmemiştir!"
İbn Abbas radıyallahu anh. İbn Mâce.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

11/11/2009 · Kategori: Kel_m ve Kalem

Kavga



Aşk ile aklın,
iyi ile kötünün,
bilgelik ile cehaletin amansız kavgası…
ve bu kavganın tam orta yerinde bir Âdemoğlu…


A'mâk-ı Hayal
Filibeli Ahmed Hilmi

-lal-ü aşk'tan alıntı-

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

7/11/2009 · Kategori: Kel_m ve Kalem

Ne Arıyorsun?



"Can durağını arıyorsan ey can ;
Can da sensin, durak da sensin.
Bir lokma ekmekse peşinden koştuğun,
Elbet ekmek de sensin.
Eğer akıl erdirebiliyorsan bu sözün sırrına;
Bil ki her ne arıyorsan o sensin."

Mevlana


Bahtına düştük...Utandırma bizleri Allah'ım!
Sş.Gökhan

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

« Önceki ::