30/12/2009 · Kategori: Leyl

Mesafeli Aşk

 

Mesafeler, mesafeler, mesafeler...

Daha nelerden vazgeçeceksin?

Bir kalbin kalsa geriye,

Onu da metrelerle mi ölçeceksin?

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

28/12/2009 · Kategori: Sinema ve Filmler

Ezel & Ramiz Dayı

Pek dizi izleyen biri değilimdir ama Ezel dizisi hakikaten son yıllardaki kaliteli dizilerden biri olarak gözüme çarptı. Özellikle Ramiz dayı karakterinin dilinden dökülenler tam kitaplık cümleler... Hikaye klasik ama anlatım gayet başarılı ve orjinal. Sırf Ramiz dayı için bile izlenir. Bazen felsefi konuşmalar, laf cambazlığı yapsa da yiğidin hakkını vermek gerek.Bazı sözlerini aktaralım mesela :)

 

 

 

Utanç, durduk yere yakar, kül eder adamı.


Sadaka gibi verilmez Sadakat. İsteyen hepsini ister.

 

"Değişmek zordur yeğenim, ama bazen aynı adam olmak daha zordur."

 

Ramiz Dayı'nın Ömer'i, yapılan ihaneti karşılıksız bırakmaması için yetiştirmeye başladığı sahnelerde okuduğu Oscar Wilde'nin şiiri de dillere destan oldu. İşte o şiir...

Oysa herkes öldürür sevdiğini,
Kulak verin bu dediklerime,
Kimi bir bakışı ile yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözler ile...

Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle.
Korkaklar öpücükle öldür
Yürekliler kılıç darbeleriyle.

Kimi gençken öldürür sevdiğini
Kimi yaşlıyken.
Şehvetli ellerle boğar kimi
Kimi altından ellerle

Merhametli kişi buçak kullanır
Çünki bıçakla ölen çabuk soğur
Kimi yeterince sevmez
kimi fazla sever

Kimi satar
Kimide satın alır
Kimi göz yaşı döker öldürürken
Kimi kılı kıpırdamadan

Çünki herkes öldürür sevdiğini
Ama herkes öldürdü diye ölmez

 

***********

 

 

"Sadakat ya birine doğru koşmaktır,

Ya birinden kaçmaktır.

Sadakat erdem değildir aslında;

Sevgiden kör olmaktır.

HEP KAÇTIĞIN ŞEYE ENİNDE SONUNDA YAKALANMAKTIR SADAKAT."

* Çaresi yok! En çok sevilen kimse, O, hep yalnız kalacak!...


Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz!

28/12/2009 · Kategori: Kel_m ve Kalem

Hasbihal / Mehmet Akif

Mehmet Akif Ersoy'un safahatta bulunmayan bir şiiri:

Hasbihal

Bugün yaşım otuz üç; ben demek otuz üç yıl
Kapılmışım bu serab-ı hayata; hem de nasıl:
Bütün kavafil-i âmâl önümde can berleb,
Durur iken yine ben sîne çâk çâk taleb,
Uzakta şöyle heyülâda görsem ümmidim
Teşahhus etti sanır da hemen seğirtirdim!
Hayale peyrev olup döndüğüm bu feyzada
Değildi bir demim olsun belâdan âzâde
Adım başında felâket; adım başında muhat
Ne bir kenâr-ı selâmet; ne bir tarîk-ı necat
Sağımda ağzını açmış amîk bir uçurum;
Solumda inmede dehşetli bir kasırga hücum!
Gidilse leyle-i âtî kadar karanlık çöl!
Dönülse devre-i mâzî gibi kapanmış yol!
Fakat tereddüde, ârâma var mıdır imkân?
Sürüklenir gider elbette dalgaya kapılan.
Uğraştım onca muhacimle bir zaman heyhat
Sonunda tâb ü tüvânım kesildi bitti sebat
Karardı gözlerim artık ne oldu bilmiyorum
Açıldı pîş-i hayalimde başka bir uçurum
Yuvarlanıp düşecektim o cah-ı muzlime ben
Önümde nur-ı ilâhî gibi göründün sen
Yarıp o zulmeti sâyende işte kurtuldum
Dalâle doğru giderken reşâde doğruldum
Göründü dîde-i hakbîne şimdi âlem-i ruh
Uyandı leyle-i ruhumda bir sabah-ı fütuh
Hayat namına ben gerçi sersericesine
Dolaşmışım bu fezâ-yı hayâli bunca sene
Fakat bugün o geçmiş demlerin nihâyetidir
Hayat varsa benimçün bugün bidâyetidir
Felekte ben de acep gün görür müyüm derken
Sabah-ı sermede kalb eyledin leyâlimi sen
Sen ey nigâhımı bîdâr eden ilâhî nur
Kemâl-i feyzin ile olduğun zaman manzur
Degişti sanki muhitim, açıldı başka cihan
Çekildi ufkumu tazyik eden sehab-ı giran
Baharlar uçuyor şimdi asümânımda
Teraneler ötüyor tâ samîm-i cânımda
Muhabbetin ne kadar mucizata mazharmış
Bugün ben anlıyorum başka bir cihan varmış
Gülzâr-ı hayalime suret veren musavver ruh
Kitab-ı sineme bir bak ne dilfirib vuzuh
İçinde gösteriyor âlem sabahatini
O safhadan oku gel sen de kendi hikmetini
Bu kâinatta görmekteyim bütün seni âh
Biraz da gel edeyim sende kâinâta nigâh
Ümidi, ye'si,maişet bela-yı hâilini
Bu kârzâr cihânın bütün gavailini
Hülasa her ne kadar kayd varsa cümlesini
Hayalden silerek yazdım işte sade seni
Bugün düşünm(üy)orum hiç kendi âtimi
Düşünmek istemiş olsam da nerde kabil mi?
Senin fezaları lebriz eden hayalinle
Sığar mı başka endişe tenknâ-yı dile?
Seninle başladı mâdâm bende feyz-i hayat
Hüda bilir edemem bir de masivâ isbat

Mehmed Âkif
/ 23 Mayıs 321 / 5 Haziran 1905

Ayrıntılar için : Aksiyon dergisi

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

27/12/2009 · Kategori: Kel_m ve Kalem

Alıntılar Defteri'nden

 

  • Elimize tutuşturduğumuz onca kullanma kılavuzu, onca yol haritası, onca şema ve onca grafiğe rağmen, kuşluk vaktinin içimizde yeşerttiği tabiatın sırrını çözemiyoruz hâlâ. Hâlâ kederli ve şaşkınız bir yaprağa dokunurken.

             Ali Ayçil

  • Etkili olamıyorsun, herşey ruhsuz kalıyor,
    Kendini üzme
    Bataklığa düşen bir taş
    Halkalar oluşturmaz.

 

             Goethe

 

 

  • Haykıran sükûtlar vardır ki onu yalnız Allah duyar...

 

            Cenap Şahabettin

 

  • Sana ilham veren ya da hayalgücünü çalıştıran her yerden çal
    Filmleri, müzikleri, kitapları, resimleri, şiirleri, fotoğrafları, konuşmaları, rüyaları, ağaçları, mimari yapıtları, yol tabelalarını, bulutları, ışık ve gölgeleri, her şeyi(…) J. Godard’ın söylediklerini hatırla: Önemli olan bir şeyleri nereden aldığın değil, nereye götürdüğündür.

             Paul Arden

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

27/12/2009 · Kategori: Leyl

Hamal

 

Ne güzel söylemiş değil mi?

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

« Önceki ::