1/10/2009 · Kategori: Kitaplığım

Can parçası: Hz. Fatımâ



Tanıtım:

Fatıma'ya kaçtım; çünkü onda aşk bilincini seyrettiğim için..
Fatıma'ya kaçtım; çünkü o, karşılık beklemeden sevdi, cesurdu..
Fatıma'ya kaçtım; çünkü o, çöle hayat veren bir nehirdi.

Hayırlı bir evlat, sabırlı bir yol arkadaşı, sadık bir sevgili, merhametli bir anne olmanın yanısıra, ahdinden vazgeçmeyen, cihadından usanmayan, aşkından pes etmeyen ve çölünden dönmeyerek Firdevs'ine ulaşan kamil bir insan olarak, her birimize örnek bir deneyim, tecrübeler anıtıdır Hz. Fatıma...

Fatıma, yolculuk bilincidir.

Rahmet Peygamberi'nin yirmisekiz yıllık en yakın ve kesintisiz tanığı olarak Benden bir parçadır...dediği Fatıma'sının, uzun suskunluklardan sonra, yeniden okumak..


Kitaptan:

"Fâtima benden bir parçadır, O'nu seven beni sever, O'na düşmanlık etmiş, üzmüş olan beni üzmüş olur." der sık sık.
Efendimiz(s.a.v), O'nun uzaklığına hiç dayanamıyor. Evlendikten sonra hemen evinin yanına yerleştiriyor. Bu da yetmiyor, onların tarafına bir pencere açtırıyor. Oradan her baktığında kızını, torunlarını gormek istiyor.
"


* Kitap edebi açıdan tatmin etmeyebilir ama Efendimiz'e ve en yakınılarına dair güzel kitaplardan biri. Bence okunabilir :)

Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz!

13/9/2009 · Kategori: Kitaplığım

Kur'an-ı Kerim'in haritası

Hazreti Yusuf'un atıldığı kuyu nerede? Ebrehe'nin Kâbe'ye nazire olarak yaptığı mabede ne oldu? Hazreti Süleyman'a haber getiren hüdhüd hangi kuştur? Sabiiler kimdir?...

Bu soruların cevapları ve Kur'an'da geçen şahıs, mekan, kavim ve dinlerle ilgili bilgiler, "Kur'ân-ı Kerim Atlası" isimli kitapta bir araya geldi. Kitabı hazırlamak için 12 yıl emek sarf eden Prof. Dr. Ahmet Bedir, Türkiye, Mısır, Irak, Suudi Arabistan, Suriye, Ürdün, Yemen, İsrail, Umman gibi ülkeleri adım adım dolaşmış, fotoğraflar çekmiş, haritalar hazırlamış.


Hazreti İsa'nın dedesi İmran'ın kabri/Umman

2. Ramses Heykeli/Mısır

Hazreti Yusuf'un atıldığı kuyu/Filistin

Habibü'n Neccar Camii/Antakya

Bilal-i Habeşi'nin türbesi/Şam

Belkıs'ın tahtı/Yemen

Süleyman Aleyhisselâm'a haber getiren hüdhüd kuşu

 

Kitabı almak lazımMasum

Ayrıntılı haber:

ZAMAN

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

1/9/2009 · Kategori: Kitaplığım

Kitaplığa girenler

Mü'minlerin En Mümtaz Annesi Hazreti Âişe (r.a)



Tanıtım yazısı:

Âişe Validemiz’in annelerimiz arasındaki konumu çok farklıdır; zira o, din adına hizmet etmeye ihtiyaç duyulan Medîne yıllarında, Resûlullah’ın yanında yer alan husûsî bir vezirdir ve bu yönüyle o, Medîne döneminde akla gelen ilk isimdir. Husûsî bir donanıma sahiptir ve Allah ona, misyonunu edâ adına müthiş bir zekâ lütfetmiştir. Duyduğunu olduğu gibi kabullenmeyen, onu Kur’ân ve Sünnet’in kıstaslarına göre sorgulayan bir fıtratı vardır. Kulağı vahiyde, gözü ise istikbâldedir. Ayaklarını sapasağlam bastığı yerde o, Saâdet Asrı ile istikbâli birbirine bağlayan muhteşem bir köprü gibi durmaktadır.

Onun bulunduğu yerde ayrı bir canlılık vardır; atmosferine girenler, vahyin insibâğıyla mahmur olduklarını hisseder, Resûlullah’ı (sallallahu aleyhi ve sellem) ziyaret etmişçesine bir heyecan ve canlılıkla geri dönerlerdi.

Dün olduğu gibi bugün de yerini belirleyemeyenlerin Annemiz üzerinden dine dil uzatmaya çalıştığı bir dönemi, maalesef yine yaşıyoruz. Zihinlerin kirli, bakışların bulanık ve kitlelerin de muhâkemesizliğin kurbanı olduğu böyle bir dönemde “Âişe Validemiz”, ehl-i insaf ve vicdanı yeniden sırât-ı müstakîme davet ediyor. Elinizdeki bu kitabın, sözü edilen davette hayır adına güzel bir vesile olması ümidiyle…

* Ankara'dan aldığım ilk kitaplardan :) Ramazan'da okunacak güzel bir kitaba benziyor. Diğer kitap ise Senai Demirci'nin.

 

Kapak :

Her birimizi sessizce kül eden 'SözYangını'nı haber veren Senai Demirci, şimdi de bu yangını söndürmek için Canla Başla infaka çağırıyor bizi.

Her birimizi gül edecek bir fırsat olarak anlatıyor 'verme'yi. 'İnsan insanın kurdudur' diyerek krizler üreten küresel vurdumduymazlığa inat, 'insan insanın yurdudur' gerçeğini hatırlatıyor.

Zekât, en yapışkan kirimiz bencillikten aklıyor bizi. Sadaka, en büyük belâmız kibirlenmekten kurtarıyor bizi. Seve seve vererek, ebedî sevinçler kazanıyoruz. Canla başla kendimizden eksilterek, canımızı sonsuzluğa taşıyoruz, başımıza 'ebed kuşu' konduruyoruz.

Canla başla okuyacağımız satırlar, tebessümümüze muhtaç, tesellimize aç çaresizleri; yardımımızı bekleyen, ikramımızı uman yetim, öksüz ve yoksulları 'cennet'imiz olarak yeniden tanıştırıyor bizlere.


Kitaptan:

"Bir"i görüyor mü'min, başkalarını görmüyor gözü,
başkalarına iltifat etmiyor gönlü.
"Bir"i istiyor, başkalarını istemeye değer görmüyor.
"Bir"i bekliyor, başkaları beklese de gelmiyor, gelse de kalmıyor.
"Bir"i çağırıyor, başkaları duymuyor, duysa da cevap vermiyor.
"Bir"i biliyor, başkaları bilmeye değmiyor, arkasını dönüyor, terk edip gidiyor.


Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

29/5/2009 · Kategori: Kitaplığım

Sema Kaygusuz




Yüzünü gazetede  gördüğümde içimden "Bizim oranın insanlarına benziyor, saf ve duru" diye geçirmiştim. Hakikati varmış; kendisi Samsun'lu. Genç yazarlardan ve de üslubu ile edebiyat dünyasında ses getiren biri. Genelde öykü yazıyor ancak son kitabı bir roman; "Yere Düşen Dualar".

                 

Kendisi hakkında bildiklerim sınırlı, o yüzden tanımak  istedim. İnternetten iki kitabını sipariş etmiştim: Biri Cevdet Kudret Edebiyat ödülünü aldığı Sandık Lekesi diğeri ise son kitabı Yere Düşen Dualar...Şu an ikisi de önümde duruyor. Bakalım beni nasıl bir yazar karşılayacak :)




Kitaplığıma yeni katılan diğer bir kitap ise Garip / Sadık Yalsızuçanlar. Zaman gazetesinde çıkan yazılarından takip ettiğim kadarıyla bilgisine hayran olduğum biri. Kitabın ismi zaten ilgi çekici :) Küçük bir öykü kitabı aslında. İçeriği hakkında daha sonra yazabilirim :)

Sş.Gökhan

Kalıcı Bağlantı Yorum (6) Yorum yaz!

9/5/2009 · Kategori: Kitaplığım

Pinhan / Elif Şafak




Döndü halka/ döndü olanca hızıyla/ toprak ki siyah bir halka idi/ ve geceye saklanırdı bazen/ tuttu su ile karıştı/ su ki sarı bir halka idi/ rengiyle dalaşırdı bazen/ tuttu toprağı kucakladı/ eğildim suya baktım/ suda kendimi gördüm/ kendimi sen sandım/ sarılmak için atıldım/ köprüye hıncım yalan imiş/ onu yıkarken suya karışan/ ben oldum
Bir de baktım ki/ ben ben değilim artık/ sûretim başka bir sûret/ ismim bir başkasının ismi/ gönlüm ne yöne akar/ ben ne yöne/ verdiğin emaneti yitirdim yollarda/ hata ettim/ kusur ettim/ affola...

Parça

Taş köprünün tam orta yerinde durdu. Dağ, taş, dere, tepe, börtü böcek onunla beraber durup, soluğunu tuttu. Onlara dönüp yola devam etmelerini, arkalarından yetişeceğini söylemek istedi; ama yapamadı. Aniden bir ürperti yaladı tenini; hazan yaprağı gibi tir tir titredi. Hava bu kadar rakit, sema böylesine bulutsuz iken, yağmur muştulayan bu arsız rüzgârın nereden çıktığını kestiremedi. Ne öne ne arkaya, tek bir adım dahi atamıyordu. Soğuk terler boşaldı sırtından. Nicedir meftun olduğu şehir nihayet görünmüştü uzaktan. Ağyar ile karşılaşmadan evvel tanıdık bir simayı kucaklayabilmek umuduyla eğildiğinde, köprünün altında cuş eden suyla gözgöze geldi. "Bugün sana nazım geçmedi. De bana, vuslatımıza çok var mı?" diye sual etti....

Görünenle yetinirsen eğer sadece tırtılı bilirsin. Çirkindir ya tırtıl, gönlünü çelmez. Görünenin ötesine geçmek istersen eğer, aradan örtüyü kaldırıp da gönül gözü ile bakarsan, kelebeği bulursun karşında. Güzeldir ya kelebek, gönlün ona akar. Lakin gönül gözünle görürsen eğer, kelebeğe değil tırtıla sevdalanırsın.

Yazar  ilk romanı olan bu kitabıyla  1998 yılında Mevlana Büyük Ödülü’nü aldı.

 

* Kitabı bugün ödünç aldım. Okuyum biraz :)

Katreyiz âlemde, lâkin dilde derya olmuşuz. (İ.H.Erzurumi)

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »