24/12/2009 · Kategori: Tinilar

Kırık Kalpler Durağında / Candan Erçetin





Candan Erçeğin 2004 yılında çıkan "Melek" adlı albümünden tam 5 yıl, 5 ay, 27 gün süren suskunluğunu bozdu! Kırık Kalpler Durağında isimli albüm çok konuşulacağa benziyor.

USTALARDAN ŞİİRLER BESTELEDİ

Erçetin, Ayşe Kulin'e ait "Bahar", Cemal Safi'ye ait "Git" adlı şiirleri kendi müziğiyle yorumladı. Ayrıca geçmişin iki büyük ustasını da aynı şarkıda buluşturan Erçetin, 11. yüzyılda yaşamış şair, filozof ve bilim adamı Ömer Hayyam'ın rubaileriyle, 19. yüzyılda taşlama ustası, müzisyen, şair ve düşünür Neyzen Tevfik'in dizelerinden oluşan "Türkü"yü de besteledi.

16 şarkıdan oluşan albümde yer alan "Kader" ve "Gözler" adlı şarkılar 15 Ocak'ta vizyoan girecek olan "Kaptan Feza" adlı sinema filminin hikayesinden yola çıkılarak yazıldı. "Gölgesizler" filminin şarkısı "Ben Kimim" de albümde 15. sırada yerini aldı.

* Ben Kimim, Git ve Kırık Kalpler Durağında şarkıları güzel, tavsiye ederim :)


Mademki benli hayat sana kafes kadar dar
Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar
Hadi git benden sana dileğince izin
Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin
Git iş işten geçmeden git
çok geç olmadan vakit
Günahıma girmeden
Katilim olmadan git
Günahıma girmeden
Katilim olmadan git
Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın
Oysa ki hep yedekte hep elde var saymıştın
Hadi git ne bir adres ne bir hatıra bırak
Zannetme ki pişmanlık mutluluk kadar ırak
Git iş işten geçmeden git
çok geç olmadan vakit
Günahıma girmeden
Katilim olmadan git
Günahıma girmeden
Katilim olmadan git
Ne vedaya gerek var ne de mektuba hacet
Git de Allah aşkına bir selama muhtac et
Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan
Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan
Git iş işten geçmeden git
çok geç olmadan vakit
Günahıma girmeden
Katilim olmadan git
Günahıma girmeden
Katilim olmadan git
Kopsun nerden inceyse artık bu bağ bu düğüm
Her gece daha berbat daha vahim gördüğüm
Korkulu düşlerimi yorumdan kaçıyorum
Sırf sana üzülüyor sırf sana acıyorum
Git iş işten geçmeden git
çok geç olmadan vakit
Günahıma girmeden
Katilim olmadan git
Günahıma girmeden
Katilim olmadan git

Cemal Safi

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

24/12/2009 · Kategori: Tinilar

Yokluğumun Resmi / Uğur Işılak



Yokluğumun Resmi


Attığım her adım benden uzakta
Bastığım her yerde yokmuşum meğer
Çırpınırken 'ben' denilen tuzakta
'Ben' bana saplanan okmuşum meğer..

Aklım kumsal iken, ben toz paresi
Çıktıkça yükseğe, alçalır oldum..
Düşündüm, derdimin nedir çaresi
Susarak konuşmak, sonunda buldum..

Esrarlı vuslata bir adım kala
Hasretin vecdiyle, ben kement attım
Yürekte boğulmak, ne güzel bela
Battıkça kurtuldum, çıktıkça battım..

Görünmez cevheri buldum diyerek
Körlüğü kör ettim, deli bir taşla
Bilmeyi bilmeden, bildim diyerek
Boşluğu doldurdum, dolu bir boşla..

Nasılların sebebini sorarken
Sualimi cevapladım niçin'de
Çokluğumda yokluğumu araken
Yalnız kaldım yığınların içinde..

Satır, satır böldü beni heceler
Her kırkımı, kırka yardım savuştum
Boşluğumu kucakladı geceler
Sessizlikte, gürültüyle boğuştum..

Var'da yoku, haykırırken her seda
Aklım ki, aklımı başımdan aldı
O'na gidiyorum, bana elveda
Sonsuz olan sona, bir nefes kaldı..


Uğur Işılak

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

22/12/2009 · Kategori: Leyl

Lâ Tahzen

 

 

Ne diyordu Efendimiz(s.a.v), mağarada arkadaşına:

 

Lâ tahzen! İnnellahe meana.. Yani; Üzülme dostum!Allah bizimle beraberdir...

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

19/12/2009 · Kategori: Kel_m ve Kalem

Neydi AŞK?




" Aşklar öyküleriyle güzeldi eskiden,

şimdi

Her Aşk bir öykü arıyor kendine; "

 

*********

 

"Gerçekte aşk; karşılıklı oturmak,yüzyüze veya aynı noktaya bakmak,şiir okumak,sevgiliden utanacak kadar terbiyeli davranmak,güzel şeylerden bahsedip gülmek ve asla iffet sınırının ötesine uzanmamaktır."

(İskender Pala)


*********

 

~ Seven, sevdiğinin sözünü, başkalarının sözüne tercih eder.
~ Seven, sevdiğinin sohbetini, başkalarının sohbetine tercih eder.
~ Seven, sevdiğini memnun etmeyi, başkalarını memnun etmeye tercih eder.

İmam Gazâli (r.a.)


*********
 
''Şirin’inizi Ferhad gibi sevmekse niyetiniz, aranıza dağların durmasını beklemeyiniz''

Senai Demirci
 
*********
 
"Aşk ehli, tedbirler peşinde koşmaz, kendisini adamak peşindedir; kuru akıl ehli ise tedbirler peşinde koşar"
 
*********
Ben diyorum ki: Vuslatı beklerim, Yâr, Gaffâr...
Âşk diyor ki: El-intizâr eşeddü min-en-nâr.......*

*Beklemek, ateşten şiddetlidir..

Neslihan Nur Türk
 
*********
"Yâr, hoş şeydir. Çünkü yâr, yârin hayâlinden kuvvet alır, gelişir ve yaşar. Buna şaşmamalı, Mecnun'a Leylâ'nın hayâli kuvvet vermiyor muydu? Ve onun yiyeceği, içeceği bundan ibâret değil miydi? Mecâzî bir sevgilinin hayâli ona böyle bir kuvvet verir ve tesir ederse, gerçek sevgilinin, sevgilisine kuvvet bağışlamasına niçin şaşılsın? O'nun hayâli, sûrette ve gaybette mevcuttur. Şu hâlde ona nasıl hayal denir? O, hayâl değil, gerçeklerin rûhudur."

 (Fîhi mâ fîh, Mevlânâ
)
*********
 
Sahi nedir AŞK ?

Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz!

17/12/2009 · Kategori: Kel_m ve Kalem

Ot gibi adam...




Sigara içmeyen, içki kullanmayan, kumar oynamayan, zina yapmayan birine, halk arasında “ot gibi adam” denir.
Bunu hakaret ya da küçümseme olarak algılamak mümkün…
Ama ben, bunu bir saygı ve değer ifadesi olarak görüyorum.


Ot gibi…
Yani temiz ve saf.
Sadece yukarıdaki eylemleri hesaba katarsak; günahsız…
“Bastığı yerde ot bitmiyor” deyimi, uğursuz ve pis insanlar için kullanılır.
Bunu da konumuza ilave etmiş olalım.
Yine, “çanına ot tıkamak” deyimini çok sık kullanırız.
Çan, bizlere olumsuz şeyler çağrıştırıyor.
İşte bu olumsuzluğa ot tıkamak, onu bir daha kötülükte bulunamayacak hale getiriyor, susturuyor.
Olayın kahramanı yine ot…
Türkçe sözlüğe baktığımız zaman, ot kelimesinin karşısında şu satırları buluyoruz: En fazla bir iki yıl yaşayan, gövdesi odunlaşmayan bitki…
Bu satırları okuyunca, aklıma, henüz bir iki yaşındayken ölen ve günahsız bir şekilde cennete giden bebekler geliyor.
Biz ise yaşadıkça odunlaşıyoruz.
Odunlaşmanın ne anlama geldiği ise malum…
İlhan Berk, bir şiirinde “ben bir tereyim diyor ot, sen kimsin” diye soruyordu.
Adımın İbrahim olduğunu biliyordum ama konu bu değildi.
İlhan Berk’in, daha doğrusu otun sorduğu başka bir şeydi.
Bence, kendini din/diyanet işlerine adamış insanların, ottan alacağı çok şey var.
Hayır, yeme içmeden bahsetmiyorum.
Ot, mütevazılık demektir.
Yerdedir ama ayağa düşmez.
Bizler gibi çok yıllık değildir, fakat dayanıklıdır.
Üzerinden otomobil (felaket) geçse bile ‘haline şükredip’ tekrar doğrulur.
Hem de hiçbir şey olmamış gibi…
Küçüktür, fakat boyuna bakmadan şifa dağıtır.
Zararlı olarak bilinen otlar bile mutlaka bir sıkıntıya, rahatsızlığa devadır.
Her otun bir dili, bir huyu vardır.
Bunu en çok aktarlar bilir.
Bir aktar, şifalı otları, elmas yontar gibi kullanıma hazırlar.
Onları özenle ve mevsimine uygun toplar, gölgede kurutur, rutubeti yanlarına yanaştırmaz vs… (Ekmeğini ottan çıkarmak, bu olsa gerek.)
Otlardan hazırlanan şifalı karışımlara “kocakarı işi” diye burun kıvıranlar, şimdi, kır bayır dolaşıp dev ilaç şirketleri için araştırma yapıyorlar.
Ot, otla beslenmeyen hayvanlar için de şifadır.
Mesela karnı ağrıyan kedi ve köpek, ot yer.
Ot olmazsa, etoburlar aç kalır.
Doğru okudunuz; etyemezler değil, et yiyenler aç kalır.
Çünkü etini yediğimiz hayvanların büyük kısmı ot ile yaşar.
“Çimenlere basmayın” demek, bir anlamda, insanları saygıya davet etmektir.
Çimenlerin üzerine tükürmek, aslında, birazdan oraya uzanacak olan bir insana tükürmektir.
Ot, genel anlamda olumsuzluk demektir.
Bugün biz, bu yazıyı yazmakla, bu olumsuzluğu kendi çapımızda çürütmüş oluyoruz.
“Otun biri”, artık iyi bir anlama geliyor.


İbrahim Tenekeci

 

-Alıntı-

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »